| Sayfa:
|
Fuat
| Gönderim Zamanı: 19 Feb 2026 Saat 18:46pm
|
2026 TYF-Uluslararası Masterlar Kamil Köseoğlu Anısına Uzun Kulvar Yüzme Şampiyonası (Uzun Kulvar) (06-08 Şubat 2026, Adana)
Bu yılın ilk havuz yarışı Kamil Köseoğlu
anısına yapıldı. Kamil Abi'yi Galatasaray Ergun Gürsoy Olimpik Yüzme Havuzu'na teknik
destek için giderken tanıdım. Soyunma odasında bol bol sohbet etmiştik. Daha önce, yalnızca
yarışlarda görmüşlüğüm vardı. En son Singapur'da düzenlenen dünya yüzme şampiyonasına
gideceğinden bahsetmişti. Maalesef kısmet olmadı. Antrenman yaparken fenalaştığını
ve vefat ettiğini öğrendik. Yakınlarının ve yüzme camiasının başı sağolsun.
Bu yarışa okul programının yoğunluğundan
katılmak istemiyordum. Hulüsi'nin teklifi ve Kamil Abi'nin hatıratı için katılmaya
karar verdim. Çarşamba günü Hulüsi ile Adana'ya geldik. Kiraladığımız araba ile
önce, Adana'nın kuzey doğusunda ve 70km uzağında bulunan, Kozan İlçesi'nde yer alan Anavarza
Ören Yeri'ne gittik. M.Ö. 1. yüzyılda Romalıların geliştirdiği kent, ülkemizin
topraklarının ne kadar büyük tarihsel geçmişe sahip olduğunu, bir kez daha
bana gösterdi. Düzlükte kurulan kentin yanındaki Anavarza Dağı'ndaki
(tepede denebilir) Anavarza Kalesi'ni de gezmek için gözüme kestirdim.
Hulüsi'yi ikna ederek, kaleye doğru tırmanmaya başladık. Ara ara
vazgeçmekte istedim, ama Hulüsi'ye söylemedim. Yürüdükçe kolaylaşıyordu. Ben
çıkalım demeseydim, Hulüsi çıkmayacağını söylemişti. Nerdeyse 2100 yıl
önce insanların taşları oyarak merdiven oluşturduğu bu patika yoldan
yürümek bile insanı heyacanlandırıyordu. Kaleye çıkmak, beklediğimden
daha kolay oldu. Kalenin bazı noktalarından aşağı bakmak ürkütücüydü. Yükseklik
korkum depreşiyordu. Anavarza Ören Yeri'ni gezdikten sonra plan Adana'ya
35km uzaklıktaki Yılan Kalesi'ni gezmekti.
Anavarza Ören Yeri'ne giderken Yılan
Kalesi'ni arabadan görmüştük. Bu iki kale biribirlerinin görüş alanları içindeydi.
Anavarza'dan dönüş yolunda, yol haritasında (navigasyon) Yılan Kale'yi
işaretlediğimizde bizi Yılan Kale Köyü'ne götürdü. Köyde, bahçesinde çalışan kadına
kaleye nasıl çıkacağımızı sorduğumuzda, rotayı çok güzel anlattı. Saat 16:15
olmuştu. İyiki önce Anavarza Ören Yeri'ne gitmişiz. Saat 16:00'dan sonra (herhalde
kışın yazıyordu) arabayla yolun yarısına kadar gidilmesine izin veriliyormuş. Aksi
halde çok yürümemiz gerekecekti. Arabayı park ettiğimiz yerden kaleye kadar
tahtadan güzel bir yol yapılmıştı. Kaleye kadar çıkması rahat oldu. Fakat kalenin
içine girmek ve daha yükseklere çıkmak zorlayıcıydı. Ortaçağda Bizanslılar
tarafından yapılan bu kaleyi de gezdikten sonra kebap yemek için Adana'ya geri döndük.
Adana'da Çukurova Üniversitesi
Konukevi'nde kaldık. Yerleşim yeri olarak güzel bir alandaydı. Perşembe günü sabah
erkenden kahvaltımızı yapar Adana'nın içindeki tarihi yerleri gezeriz diye düşünmüştük. Ama
erken kahvaltı yapabileceğimiz yer yoktu. Şehrin içinde bir saat gezdikten sonra 8:45'de
kahvaltıya başladık. Keyifli ve bol sohbetli kahvaltıdan sonra, eski şehir bölgesine geldik.
Taş Köprü, Kazancılar Çarşısı, Yağ Camii, Ulu Camii ve yakın civarı gezdik. Bir gün sonraki yarışlara
hazırlanmak için yarışın yapılacağı havuzda antrenman yapmağa gittik. Havuzda çocukların antrenmanları devam
ediyordu. Bir iki kulvar ayırarak bizlerinde antrenman yapmasına olanak verdiler. Normalde
o saatte havuzun boşaltılması, masterlara ayrılması gerekiyordu. Havuzdan sonra, tekrar
kebap yemek için değişik kebabcıları denedik. Titiz biri olarak, temizlik konusundaki
hassasiyetimden dolayı zor anlar yaşadım😊. Kıllı ve çıplak ellerle yapılan salataları
görünce salata yemedim. Kebablar ateşte piştiğinden onları gözardı ettim😊. Müze Kebap
mekan konsepti ve temizliğiyle bizi rahatlattı.
Cuma günü, sabah Hulüsi'nin 200m kurbağa yarışı
vardı. Önce Hulüsi'yi havuza bıraktım. Sonra da Aslıhan, Eren ve kayınvalideyi havaalanından
almaya gittim. Onları da konukevine yerleştirdikten sonra Hulüsi'yi alarak kebapcıya
gittik. Hulüsi, öğleden sonra yapılacak olan 800m serbest yüzme yarışına, girmeyeceğini
dinleneceğini söyledi. 200m kurbağa yarışının kötü geçtiğini, kalelere çıkmaktan dolayı
bacaklarının çok ağrıdığını söyledi. İki gün bu bacak tutulmasını yaşadı. Benim de 800m
yarışım beklediğimden kötü geçti. Sürem bana göre çok kötüydü: 12:47.95. Havuz bana biraz
uzun gelmişti😊. Veya kebap yemekten, yüzemedik😊.
Cumartesi sabah seansında 200m karışık ve
akşam seansında 400m serbest yüzdüm. Derecelerim pek parlak değildi. 200m karışık 2:26.69
ve 400m serbest 6:10.14 ile yüzüldü.
Pazar günü sabah seansına, iki yarış
yazmıştım. 200m serbest ve 200m kelebek. Sırt ve Kelebek en kötü branşlarım olmasına
rağmen 200m kelebek yazmamım sebebi, kelebek rekorunu kırabilme umudumun olmasıydı. Giriş
listesinde gururumuz Ahmet Nakkaş'ın adını görünce yüzmeye gerek olmadığını düşündüm. Ama
sonra Ahmet Nakkaş ile aynı kürsüde olma gururunu yaşamak için katılabilirim diye
düşündüm. 200m serbest yarışında da iyice yorulunca bu düşüncemden vazgeçtim. Ahmet
Nakkaş'a 100 metreme yetişemeyeceğinizden dolayı yan kulvarınızda yüzmekten vazgeçiyorum,
rahat rahat yüzün espirisini yaptım. 200m serbest yarışımın sonucu da beklediğim
gibi değildi: 2:54.90. Yarışları tamamlayarak son kebabımızı yemek için
Seyhan Baraj Gölü'ne gittik.
Her günün kıymetli olduğu bu dünyada
bir haftasonunu da böyle geçirdik. Sonrasında yoğun bir tempoda özel ve iş hayatına
daldık, bunları yazmayada ancak zaman bulabildim.
Sevgi ve saygılarımla...
|
Fuat
| Gönderim Zamanı: 10 Apr 2026 Saat 06:42am
|
2026 İTÜ Halit Ayar Yüzme Yarışı (Uzun Kulvar) (04-05 Nisan 2026, İTÜ)
Bu sene, sevgili öğrencimiz Halit Ayar anısına
dördüncüsü yapılan "Halit Ayar Yüzme Yarışı" nda, "İTÜ Teknik Yüzme Kulübü" danışman
hocası olarak az da olsa katkılarım oldu. Tamamen öğrencilerimizin emeği ile gerekleşen
bu organizasyonda hemen hemen her aşamaya tanık oldum ve bazı konularda öneri ve görüşlerimi
bildirdim. Özellikle master yüzücülerinin beklentilerini ve nasıl bir yol izlenmesi
hakkındaki bilgileri aktardım. Ayrıca, kişisel tecrübe ve master yarışlarından edindiğim
bilgileri, öğrencilerimizle paylaştım. Geçen sene yarışmaya, İTÜ Master Yüzme Takımı olarak,
maddi ve manevi destekte bulunmuştuk. Bu sene, bu konuda bize, Yüzme İdman
Yurdu ve İTÜ TSD A.Ş. katkıda bulundular. Katkı ve emeklerinden dolayı Yüzme İdman Yurdu
kurucu ve baş antrenörü Taha Engin Hocamıza ve İTÜ Yüzme Koordinatörü Mehmet İnan Hocamıza çok
teşekkür ediyorum.
Organisazyondaki genç arkadaşlarıma manevi
destek vermek amacıyla, onlarla daha çok zaman geçirmek için, yalnızca iki yarışa katılmaya
karar vermiştim. Gelenekselleşmesini çok istediğim bu yarışmaya, ilk gün sabah seansında 100m
kurbağa ve ikinci gün akşam seansında son yarış olan 200m serbest yarışına katıldım.
Geçen sene iki günde, tek seans olarak
yapılan yarışlar, bu sene iki günde sabah ve akşam olmak üzere iki seansa yapıldı. Ayrıca
geçen seneden farklı olarak, her branşta ilk üç sporcuya madalya verildi. Geçen sene
puanlama sistemi vardı. İki yarışın puanlamasına göre ilk üçe girenlere madalya
veriliyordu. Yarış öncesi yaptığımız toplantılarda, bu işin altından da kalkabileceklerine
inandığımı söylemiştim. Touchpad olmamasından dolayı işlerin daha zor olacağını ve bu
yüzden zaman bakımından zorlanacağımızı bilmemize rağmen, yine de çok büyük bir sorun
yaşanmadı. İlk gün sabah seansında, hissedilmeyen bir telaşla yarışlar başladı. Herşeyin
yolunda olduğunu görünce üçüncü sıradaki yarış olan 100m kurbağalama yarışına, biraz
ısındıktan sonra katıldım ve grubumda birinci oldum. Daha sonra bayrak yarışları
yapıldı.
Öğleden sonra, açılış seremonisi yapılmadan
önce, İTÜ Teknik Yüzme Kulübü Başkanı Kenan Efe, Beni, Vural Kaptanı, Alper Beyi ve Yüzme
İdman Yurdu kurucusu Taha Engin Hoca'yı havuz kenarında ayırdığı sandalyeli yere gelmemiz
için anons etti. Ne için çağırdığına dair bir fikrim yoktu, meraklanmıştım, çünkü
beklemiyordum. Sağolsun bizlere de plaket yaptırmış ve orada Melike'nin (Halit Ayar'ın
kardeşi) elinden aldık. Kendisine, buradan da ince düşüncesi için teşekkür ediyorum. Daha
sonra, erkekler 200m karışık yüzme yarışında, rektörümüz Prof. Dr. Hasan Mandal Hocamız
geldiler. Önce tribünde birkaç seri yarış izledikten sonra, ilk üçe giren sporcularımıza
madalyalarını verdiler. Kendisi adına hazırlanan plaketi takdim ettikten sonra, hep
birlikte hatıra fotoğrafı çektirdik ve sonra da hocamızı uğurladık. Hocamıza geldikleri
için çok teşekkür ediyoruz. Bizim için çok anlamlı ve değerliydi.
Fotoğraflar için sevgili Hüseyin Çöl ve İnci Çelikbaş'a çok teşekkür ediyorum.
İkinci gün akşam seansında son yarış
olan 200m serbest yarışına katıldım. Grubumda, ikinci olarak yarışı tamamladım. Bayrak
yarışlarından sonra, bütün ekip hatıra fotoğrafı çektirdik. Yarışa çok emek vererek,
gerçekleştiren bu güzel ekibi canı gönülden kutluyorum. Hazırlıklar sırasında her daim
çalışan ve gayret gösteren Efe, Melike, Atınç, Egemen, Hüseyin, Zeynep, Ecesu, ..., hepinize
ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Seneye, daha da gelişmiş ve büyümüş olarak görmek
istediğim İTÜ Halit Ayar Yarışmasında görüşmek dileğiyle...
Sevgilerimle...
|
Fuat
| Gönderim Zamanı: 19 Apr 2026 Saat 08:33pm
|
2026 Kara Antrenmanları
Yüzmeye ve yüzme yarışmalarına
başladıktan epeyce bir süre sonra, sadece yüzmenin yeterli olmayacağını, mutlaka
kara antrenmanlarının yapılması gerektiğini öğrendim. 2018 yılının Ocak ayında
Kavacık'taki 11 Atletic spor salonunda, Merve Hoca'nın eşi Emre Aydoğan ile
kara antrenmanlarına Aslıhan'la beraber başladık. Ara ara Murat, Erşan ve
Mutlu hocalarla da antrenmanlar yaptık. 2021 yılında spor salonu
oturduğumuz yerden daha uzak yere taşınınca, gelip gitmesi çok zaman
almaya başladı. Ayrıca fiyat ve hizmet oranı aleyhimize dönünce bırakmaya karar verdik.
Evimizin yakınında uygun spor salonu
olmayınca, okul çevresinde spor salonu araştırmaya çalıştım. Yüzme takımından
Doğukan, Maslak Macfit'te müdürlük yapıyordu. Orada başlayabileceğimi söyledi. İzinde
olduğu zaman, telefon numarasını verdiği kişinin uzun süre geri dönüş yapmaması
üzerine oraya gitmekten vazgeçtim.
İnternette spor salonlarını
ararken "Darwin Fitness And Food"un web sayfasını gördüm. Spor salonuna gidip
Alican Hoca ile görüştüm. Amacım sabah erken saatlerde kendi hazırladığım
programı yapıp, oradan okula gitmekti. Alican Hoca'dan gerekli bilgileri
alıp, 2021 yılının Eylül ayında Darwin Fitness And Food spor salonunda
antrenmanlara başladım. Başladığım saatlerde grup antrenmanları da
yapılıyordu. Grup antrenmanlarının güzel hazırlandığını ve uygulandığını
görünce, kendi programımı yapmaktan vazgeçtim. Uygun günlerde 6:30
veya 7:30'da başlayan grup antrenmanlarına katıldım. Bu yıla kadar
sabah antrenmanlarına devam ettim. Okul derslerine ve yüzme antrenmanlarına
göre haftada iki veya üç gün kara antrenmanları yapıyorum. Bu sene
Aslıhan'ında daha fazla yüzmesi için, yüzme antrenmanlarımı üç güne
düşürdüm. Hafta içi Salı günleri ben, Perşembe günleri Aslıhan,
Cumartesi ve Pazar ise beraber yüzme antrenmanlarına gidiyoruz.
Eren'i salıları hariç her gün okula ben götürdüğümden kara antrenmanlarını
Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri 12:00'de yapıyorum.
Bu sene planlarım arasında
tekrar, "ilk ve son"lardan iki tanesini yapmak istiyorum. Birincisi Hyrox
İstanbul yarışmasına katılmak. Yarış, sekiz kilometre koşu ve sekiz
fonksiyonel hareketten oluşmakta. Açık yaş ve profesyonel seçenekleri
var. Ama benim yaş grubumda profesyonel seçeneği yok. Yarış, bir kilometre
koşu bir kilometre kayak (sky) ile başlıyor. Sonrasında sırasıyla bir
kilometre koşu, 50 metre 152kg kızak itme (sled push), bir kilometre
koşu, 50 metre 103kg kızak çekme(sled pull), bir kilometre koşu, 80
metre burpee uzun atlama (burpee broad jumps), bir kilometre koşu,
1000 metre kürek çekme (rowing), bir kilometre koşu, 200 metre 2*24kg
kettlebell taşıma (farmers carry), bir kilometre koşu, 100 metre 20kg ile
ileri lung (lunges) ile devam ediyor. Ve son olarak bir kilometre
koşu, 100 tane 6kg duvara top (wall ball) atma ile bitiyor. İkinci
yarış ise Uluslararası Boğaziçi Triatlonu. Parkuruna hayran kaldığım
bu yarışmaya katılmak için bu sene triatlon lisansı çıkardım. Geçen
seneler bu triatlona katılmak için başka triatlona katılmak şartı
koyduklarından belki bir triatlona da katılabilirim. Bu, Gelibolu
veya Eğirdir triatlonu olabilir.
Yapmak istediğim
bu sporların alt yapısını, Darwin Fitness And Food spor salonunda oluşturmaya
başladım. Darwin Fitness And Food salonunu kuran ve işleten İrem İrdem
ve Alican Umay mükemmel insanlar. Mesleklerini çok profesyonelce
yapıyorlar. Beş senedir, hiç yanlış hareketlerini görmedim. Samimiyet
ile disiplini, ilgi ile çalışkanlığı çok iyi dengeleyen bir
ekip. Ekip arkadaşları, Tugay Eyiol, Gökhan İlhan ve Yusuf Kanca
hocalarda aynı profesyonelliği sürdürüyorlar. Grup antrenmanların
çoğunluğunu da bu hocalarla beraber yapıyoruz. Yarışlara kadar
olan zamanda, yarışların temel iskeletini ve planını bu salonda
yapmış olacağım. Hocalarımız sağ olsunlar bu konuda da yardımcı
olacaklarını içtenlikle belirttiler. Umarım bir aksilik olmadan
bu yarışları tamamlarım. İki yarışıda katılmak konusunda çok istekliyim.
Mart ayının ilk yarısında,
grup derslerinden önce, salonda 15 dakika bisiklet sürmeye başladım. Sonraki
yarısında, 20 dakika bisiklet sürdüm ve 500m kayak (sky) çektim. Bu ay, yine
grup derslerinden önce, 25 dakika bisiklet 12km sürdüm ve 1000m kayak
çektim. Mayıs ayında 30 dakika bisiklet sürmek ve 1000m kayak çekmeyi
planlıyorum. Yavaş yavaşda koşmaya başlamak. Haziran ve Temmuz aylarında
40 dakika bisiklet sürmek, 1000m kayak çekmek, 1000m kürek çekmek, kızak
çekmek ve itmek ve diğer fonksiyonel hareketleri belirli bir program
çerçevesinde yapmayı düşünüyorum.
Bu arada bayağı malzeme
açığım var. Önce koşu ayakkabısı almam gerekiyor. Sonra ortanın bir tık üstü
yol (yarış) bisikleti ve kask almalıyım. Yarış içinde, gerekli olan yarış
giysileri. Aklıma gelmeyen veya bilmediğim daha başka bir şeylerde olabilir
Sonuç olarak kara antrenmanlarından, ne kadar
faydalandığım ve geniş bir yelpazeye açıldığım ortaya çıkıyor. Umarım uzun
yıllar (77 yaşına kadar düşünüyorum), aslında hızla geçtiği için kısa
diyebiliriz, sporla iç içe yaşarım.
Sevgiler...
|
Fuat
| Gönderim Zamanı: 03 Jun 2026 Saat 21:35pm
|
2026 Girit Adası (25-28 Mayıs 2026, Girit)
Burada genellikle yüzme faaliyetlerimle ilgili
yazılar yazıyorum. İçinde çok az olsada yüzme etkinliği geçen bazı tatillerimi de eklememin bir
sakıncası olmadığına karar verdim. Gerçi yüzme yarışmalarına katıldığımdan beri, tatillerimi
yarışmalara göre yapıyorum. Genellikle şehir veya ülke dışında olan yüzme yarışmalarında, ilk
bir iki gün yarışmaya girip sonraki uygun günleri gezmeye ayırıyordum. Aslıhan'ın anneanne
tarafı Girit'ten gelme. Annesi bayramda Girit'e giden bir tur ayarlamıştı. Hep beraber, 4 gün
3 gecelik tura katılacaktık. Kayınvalide vize için randevu alamayınca, yalnız biz gittik. 24
Mayıs Pazar günü sabahtan 10:00 civarı araba ile İzmir'e doğru yola çıktık. Rahat bir
yolculuktan, bir iki dinlenme ve Agora'dan da yazlık iki çift ayakkabı aldıktan sonra,
16:00 civarı Çeşmealtı'na geldik. Olga bizi, gece 2:30'da havaalanına bıraktı. 5:10 uçağı
ile Girit'e uçtuk. Yolculuk 40 dakika sürdü, sabah erkenden Girit'teydik.
Girit'in dört önemli şehri var. Bunlar Kandiye, Hanya,
Resmo ve Ayos Nikolaos'dır. Sabah, havaalınından tur otobüsleri ile Kandiye şehir merkezine
geldik. Burada bizim rehberimiz Papatya Hanım oldu. Girit'te daha çok Venedik ve Osmanlı'dan
kalan eserler var. Önce Osmanlı yapılarını yol boyunca yürüdüken sonra, Venediklilerin
yaptıkları Aslanlı Çeşme'ye (Morosini Fountain) geldik. Burada bir iki saate yakın serbest
saat verildi. Çeşmenin kenarında bulunan tarihi Kirkop Kaeteryası'nda, Girit'in ünlü bougatsa
tatlısını yedik. Sonra limana inerek Kule Kalesi'nin etrafında yürüdük. Daha sonrada Pazar
caddesinde yürüyüp, dondurmamızı yedik. Tekrar Papatya Hanım'la buluşma noktasında toplandıktan
sonra yakın çevredeki Venedik ve Osmanlı eserlerini gezdik ve sonra otobüsle kalacağımız
Glaros Beach Hotel'e geldik. Otelden genel olarak memnun kaldık.
Ertesi gün, kahvaltıdan sonra saat 8:30
civarında otobüslere binerek önce Resmo'ya gittik. Otobüs limanın yanındaki otoparka park
etti. Rehberimiz Papatya Hanım'la beraber limandan yürüyerek, Venedik ve Osmanlı eserlerini
gezdik (Rimondi Çeşmesi, Osmanlı Kız Okulu, Mikrasiaton Meydanı). Serbest zamanda, tekrar
buluşma saatine kadar (12:10) eski şehir bölsesi ve Venedik Kalesi'nin etrafını gezdim. Kalenin
içini görmek için yeterli zamanım olmadığımdan, hemen buluşma noktasına geldim.
Resmo'dan sonra ikinci durağımız Hanya'ya
13:30 civarında geldik. Hanya'da Canea Limanı'nın etrafındaki yerleri gezdik. Osmanlı'nın
Girit'e ilk girdiği şehir Hanya'ymış. Burada ilk olarak sıfırdan Hasan Paşa Cami'sini
yapmışlar. Genellikle adada, diğer camileri kiliselerden çevirerek yapmışlar. Daha sonra
öğle yemeği ve alışveriş için serbest zaman verildi. Sabah otobüslere binmeden önce Eren
kendi yaşına yakın Kerem ile arkadaş oldu. Anne babası Berat ve Gülistan ile turun
devamını, iki aile birlikte geçirdik. Öğlen yemeğini limanda beraber yedik. Eren ve
Kerem gezilerde ve otelde birbirlerinden hemen hemen hiç ayrılmadılar. Akşam 19:30
civarında oteldeydik.
Üçüncü gün, 9:15'te Ayos Nikolaos'a
doğru yola çıktık. Yolda Saint George Manastrı'nda durarak etrafını gezdik. Yol
çalışmalarından dolayı, daha çok köy yollarını kullanarak Ayos Nikolaos'a yaklaştık. Önce
kuzeye doğru gittik ve oradan tekne ile Spinalonga Adası'na geldik. Spinalonga Kale'sinin
içini gezdik. Kale Venedikliler tarafından inşa ediliyor. 1700'lü yıllarda adayı Osmanlılar
alıyor. 1900 yıllarda ise ada cüzzamlıların tecrit edildiği bir yer haline getiriliyor. Oradan
tekrar geri dönerek Ayos Nikolaos'a geldik. Liman civarına gelip biraz bilgi aldıktan
sonra, saat 17:00'ye kadar serbest zaman verildi. Yemek ve kahveler (ben Aperol) içildikten
sonra kısa bir gezinti yaptık. Otele döndüğümüzde daha güneş batmamıştı. Eren ile Kerem
havuzda keyifli zaman geçirdiler.
Girit'e geldiğimizden beri deniz çalkantıydı. Neyse
ki son gün deniz çarşaf gibiydi. Sabah erken kalkarak deniz kenarına geldim. Yaşları benden büyük iki
çiftte denize giriyorlardı. Yaklaşık yarım saat yüzdüm. Sonra hep beraber kahvaltı yaptık ve valizlerimizi
topladık.Son günümüzde antik kent Knossos Sarayı'na
gittik. Knossos, Kandiye'nin kuzeyinde bulunuyor. Knossos, M.Ö. 3500 yıllarına dayanan
Minos (Girit) Uygarlığının başkenti olmuştur. Tiyatroya benzeyen alçak basamaklı taş
yollar ve labirent gibi yapılmış odalardan oluşan görülmeye değer bir antik kent. Gittiğimize
değdi. Oradan Archanes Köyü'ne gittik ve daha sonrasında da havaalanına geldik. Akşam 19:30
civarı İzmir'deydik.
Çeşmealtı'nda üç gün kaldık. Aslıhan'ın
kardeşinin aileside bir gün sonra geldi. Beraber zaman geçirdik. Geleceğimiz günün sabahı
Çeşmealtı'nda da deniz çok güzel olunca, yaklaşık bir yarım saatte orada yüzdüm. Kahvaltımızı
yaptıktan sonra kayınvalideyide alarak İstanbul'a doğru yola çıktık.
Sevgiler...
|
Fuat
| Gönderim Zamanı: 28 Jun 2026 Saat 21:05pm
|
2026 İstanbul'u Yüzüyorum Yüzme Yarışı (28 Haziran 2026)
Planlarımda olmayan bir
yarıştı. Hulüsi bu yarışın duyurusunu gönderince hemen kaydımı yaptım. Telefondan
kayıt yaptığımda, yalnız 3000m yarış seçeneği vardı. Ben ise öncesinde
yalnız 1500m yarışına katılmak istiyordum. Aslıhan'ında 3000m yarışına
kayıdını yaptıktan sonra, Hulüsi'ye 1500 metrenin herhalde dolduğunu
söyledim. Dolmadığını öğrenince bilgisayardan giriş yaptım. Orada 1500m
seçeneğinide gördüm ve kaydımı yaptım.
Cuma günü sevgili yeğenim Erkin'in
düğünü vardı. Öykü ile birlikte uzun yıllar sağlıklı ve mutlu bir birliktelik
diliyorum. Birbirlerine çok yakışıyorlar ve çok uyumlular. Gece eve geldiğimizde
saat geceyarısını geçmişti. Sabah 5:00'te kalkarak antrenmana gittik. Akşam
9:00'da Hayko Cepkin ve Rus Kızılordu Korusu'nun konserine gittik. Eve
geldiğimizde saat 1:00 olmuştu. Sabah 6:00'da kalkarak bu yarışa gittik.
İBB yarışı çok güzel organize
etmişti. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Numaralandırma ve çip dağıtımından
sonra 3000m yarışı başladı. İyi bir tempoyla yüzerek yarışı 51:04 ile bitirdim.
Grubumda birinci olmuştum. Daha sonra 12:00'de 1500m yarışında biraz hızlı
yüzmeye çalıştım ama olmadı. 27:30 ile yarışı tamamladım. Grubumda ikinci
oldum. Böylece yazın, ilk yarışına başlangıç yapmış oldum.
Sevgiler...
|
Fuat
| Gönderim Zamanı: 20 Jul 2026 Saat 06:13am
|
2026 Eğirdir Triatlon Yarışı (12 Temmuz 2026, Eğirdir, İsparta)
Bu yılı, kendime spor yılı olarak
ilan ettim. Yüzme sporunun yanında, bir iki farklı dalda daha spor yapmaya karar
verdim. Fırsat buldukça mart ayının ortalarından itibaren, bu farklı dallardaki
sporlara hazırlanmak için çalışmalara başladım. Önce, triatlona hazırlanmak için
yavaş yavaş spor salonunda bisiklete bindim (Haftada iki kere Mart ayında 15
dakika, Nisan ayında 20 dakika ve Mayıs ayında 30 dakika 6. kademede bisiklete
bindim). Mayıs ayında da çok az mesafelerden başlayarak koşmaya başladım. 9
Haziranda bisikletim gelince ancak dışarda iki kere deneme fırsatım oldu. Yarış
bisikletlerini kullanmak, diğer bisikletlere göre bir adım daha zor. Koşuda
ise, koştuğum son üç koşuda 5 km, yarıştan üç gün öncede 6.8 km koştum. Kilometre
ortalamam ise 5.40 dakika olarak görünüyordu. Bisiklet daha da kötü
durumdaydı. İki bisiklet deneyimimde de ortalamam bir saatte 15 kilometreydi.
10 Temmuz 2026 sabahı saat
5:25'de abim Suat'ı evinden alarak yola çıktık. Saat 14:30 civarında
İsparta'ydık. Dere Mahallesi'nde belediyenin yaptırdığı şelale ve
çevresini gezdik. Akşam yemeğini yedik ve geceyi İsparta'da geçirdik.
11 Temmuz sabahı, saat 9:00 sularında
Sagalassos'a geldik. Ağlasun Dağları'nda, denizden yüksekliği 1400-1700 metrede kurulan
bu antik kentte, serin rüzgarın esmesi kenti rahat gezmemize vesile oldu. Her
tarafından tarih fışkıran memleketimizde, bu antik kentler çok değerli. O zamanki
insanların yaşamlarını düşünmek, insanı değişik duygulara sevkediyor. Roma
İmparatorluğu'nun kentlerinde tiyatro, hamam, agora, odeion, çeşme ve heykeller
olmazsa olmazlar arasındadır. Bu eserlerin, gün yüzüne çıkması ve günümüze
yansıtılmasında emeği geçen bütün arkeologlara buradan şükranlarımı
sunuyorum. Bu muhteşem antik kenti gezdikten sonra, Eğirdir'e geldik. Eğirdir'de
yarış noktasını gördükten sonra kitlerimizi aldık ve teknik toplantıya
katıldık. Yemeğimizi yedikten sonra tekrar İsparta'ya geri döndük. Eğirdir'de
kalacak yerlerin hepsi dolmuştu.
12 Temmuzda erkenden kalkarak
Eğirdir'e geldik. Numaralandırma ve çipi aldıktan sonra, yarışın başlamasını
beklerken sohbet etmeye başladık. Triatlon yarışında tek tanıdığım sevgili
İrem Sönmez'di. Kendisi daha önce kadına karşı şiddete dikkat çekmek için
24 saat yüzmüş, arkasından iki yıl sonra 30 Ağustos'ta 30 saat durmaksızın
yüzerek kadının görünmeyen gücünü ortaya çıkarmıştı. Çelik gibi iradesiyle
kendisini, her zaman takdir etmişimdir. Doğal olarak yarışın en kolay
kısmı benim için yüzmeydi. Yüzmeyi 101 erkek yarışmacı arasında 11. olarak
bitirmiştim, ama bütününü 81. olarak bitirdim. Yüzmeden sonra ayaklarım
kumlandığı için temizlemesi zaman aldı. Çorap ve koşu ayakkabısını giyerek
bisiklet yarışına başladım. Bisiklet başlama noktasında hakem bayrağını
kaldırmıştı. Arkamdaki yarışmacı durup bekleyince, bende biraz ilerleyip
geriye döndüm yanlış bir şey mi yaptım diye. Ama sorun yokmuş. Bisiklet
parkurunu daha önce deneyimlemediğimden dolayı temkinli başladım. Zaten
en çekindiğim kısım bisiklet etabıydı. Büyük yokuş olarak iki kısım
vardı. O kısımlar benim için bayağı yorucuydu. İlk turu 25 dakikada
tamamlamışım. Abimden her turda saat ve süre bilgisi alıyordum. Bisikletten
sonra koşu çok ağır geldi. Koşu ve bisiklet antrenmanlarını ayrı ayrı ve
hem süre hem de kilometre olarak çok az yapmıştım. Resmen koşuda duvara
çarpmış gibi oldum. Koşuda yürümem diye düşünüyordum ama yarısından
çoğunu yürüdüm. Her turda abime saati soruyordum. Tek derdim
süre (cut-off) dolmadan yarışı bitirebilmekti. Zamanımın yettiğini
anlayıncada daha çok yürümeye yöneldim. Koşuda herkes birbirini motive
ediyordu. En çok hoşuma giden kısım da bu oldu. Bir iki kişi beni
tanıyormuş, "devam Fuat Hocam" gibi destekleyici sözler biraz bende
şaşkınlık yaratmıştı. Sonuçta 3:40:29 ile yarışmayı bitirdim ve yaş
grubumda ikinci oldum. Koşu sırasında, sonuncu olmaya razıydım, yeterki
yarışı bitireyim diye düşünüyordum. Madalya töreninden sonra Gölhisar'a
gittik. Genelde yazılarımda yemek kısımlarını atlarım, ama Kavurmacı
Osman'ın çiğerleri bugüne kadar yediğim en iyi ciğerdi. Ne Edirne'de
ne de Adana'da böyle ciğer yedim. Koyun yoğurdu da çok güzeldi. Az
ve öz yerler çoğu zaman daha iyi oluyor. Tatlısı kalmadığı için nerede
tatlı yiyebiliriz dediğimizde, "hemen şurada, sokağın arkasında sağda"
dediği yer bir kilometreden fazla uzaktaki bir yermiş. Bizim insanımızın
adres açıklaması her zaman değişik olmuştur.
Fotoğraflar için Yağız Gürtuğ'a teşşekürler
13 Temmuzda, Gölhisar'ın
hemen yanında bulunan Kibyra Antik Kenti'ne gittik. Arabayla önce yukarıda
bulunan 2. parka gittik. Hemen yanında hamam vardı. Tiyatro, ayağa
kaldırılabilir ama o hali bile bize çok ipucu veriyor. Odeion
(müzik çalınan tiyatro) ise daha iyi durumdaydı. Çeşmeyi ise çok
güzel şekilde ayağı kaldırmışlardı. Agorayıda gezdikten sonra tekrar
arabayla aşağı doğru 1. parka geldik. Buradaki en önemli eser
stadyumdu. U şeklindeki stadyum kente, "Gladyatörler
şehri" ünvanının verilmesini doğrular nitelikteydi.
Daha sonra, yaklaşık bir
buçuk saat sonra Afrodisias Antik Kenti'ne geldik. İlk dikkatimi çeken
şey lahitlerin çok oluşuydu. Diğer iki şehirde hiç lahit yoktu. Burası
uzun yıllardır kazı alanı olduğudan, daha çok eser gün ışığına
çıkarılmıştı. Ara Güler'in bunda katkısı vardı. Kenan Erim ise
buraya ömrünü vermişti. Bir yüzücü olarak 170 metre uzunluğundaki
havuza hayran kaldım. Yazılacak çok şey var. Ben kısa kısa
başlıkları vermek zorunda kalıyorum. Müze ise uzun bir
süredir kapalıymış. Müzedeki eserleri görememek tabi ki iyi değildi.
Afrodisias Antik Kenti'den
Denizli'ye gelirken (aynı yoldan gelmemek için yukarıdaki yolu seçtik),
zamanımız olduğundan daha sonraki gün uğrayacağımız Tripolis Antik Kenti'ni
görmeye karar verdik. Eserlerin daha yeni gün ışığına çıktığı bu kentin,
diğer antik şehirlerin görkemine de ulaşacağından eminim. Örneğin
tiyatronun üstü çimenler ile kaplı şekilde, olduğu gibi duruyordu. Binlerce
yıl önce burada yaşayan insanları düşünmek, gerçekten müthiş bir
duygu. Sonrasında akşamı Denizli'de geçirdik.
Ertesi gün sabah önce Laodikeia
Antik Kenti'ne gittik. Bu kent bana, bir tiyatronun yetmediği ikincisinin
yapıldığı bir çağdan, daha da gerilere gitmenin ne demek olduğunu
gösterdi. Bazen yazacak kelimeleri bulmakta zorlanıyorum. Tiyatro,
hamam, stadyumun olduğu spora, sağlığa, sosyal hayata verilen
değeri hissettiğin bir ortamı yaşayan bu insanlara hayran kalmamak
elde değil. Yazın sıcağında buraları görmeye değdi. Burada da bir
tiyatro daha gün yüzüne çıkmamışken, diğerinin muhteşemliğini
görmek, gerçekten güzeldi.
Abim Suat, Pamukkale'yi
görmemişti. Hierapolis Antik Kenti'ne gitmeden önce Pamukkale
Travertenleri'ni görelim dedim. Bundan yaklaşık 30 yıl önce Pamukkale
Travertenleri'ni görmüştüm, üst tarafta oteller vardı ve Hierapolis
Antik Kenti'ne ait bir bilgi yoktu. Veya ben bilmiyordum. Daha sonra
basında otellerin suyu kendine aldıklarını ve doğal yapıyı bozduklarını
okumuştum. Daha sonra bakanlık orayı kamusallaştırmış ve otelleri
oradan kaldırmış. Şimdi antik kent ve travertenler iç içe, daha güzel
olmuş. Kente kuzey kapısından girdik, bu kapıya gelene kadar sağlı
sollu bir sürü mezar (lahit) vardı. Sonra seyir terası tarafına
geçerek travertenlere geldik ve ayakkabılarımızı çıkararak travertenlerde
biraz yürüdük. Daha sonra hemen travertenlerin yanındaki müzeyi
gezdik. Mayolarımız yanımızda olmadığından antik havuza giremedik. Apollo
Tapınağı ve Plutonium'u gezdikten sonra da tiyatroyu gezdik. Geri
dönerek, Frontinus Yolu'ndan Frontinus Kapısı'na gelerek çıkışımızı
yaptık. Şehire girmeden önce, Frontinus Kapısı'nın yanında bulunan
hamamda insanların yıkanma şartı (hastalıklardan korunmak için) çok akıllıcaymış.
Antik şehirleri gezdikten sonra, günümüze
döndük. Bursa'da yaşayan Nevriye halamın kocası Nevzat enişte rahatsızdı. Sabah
erkenden Nevzat eniştelere gittik. Kızları, oğulları ve torunları hepsini
gördük, uzaktakilerle telefondan görüntülü konuştuk. İçten ve samimi
olduklarından, her zaman bizim aile Nevzat enişteleri sevmiştir. Akrabalarla
güzel bir günün ardından İstanbul'a döndük.
Sevgiler...
|
Fuat
| Gönderim Zamanı: 27 Jul 2026 Saat 07:42am
|
2026 Boğaz Yüzmeleri (26 Temmuz 2026, İstanbul)
Bu sene, Boğaziçi yüzmelerini az yapmak zorunda kalıyorum. Hemen
hemen bütün haftasonlarında programım olduğundan, boğazda yüzmeye zaman kalmıyor. Geçen hafta ilk defa boğazda
yüzdüm. Çubuklu'dan Kuzguncuk'a yüzüşümüzde 22 kişi vardı. Yine güvenlik balonlarıyla, güvenli saat ve rotada
yüzdük. Su ara ara soğuktu. Her zaman olduğu gibi en geride başladım. Osman Abi, güvenlik balonundaki sorundan
dolayı geride kaldı. Onu bekledim. Bir iki kez ileri gidip geri döndüm. Daha sonra da Fatih'le beraber
yüzmeleri için konuştum. Sonlara doğru üşüdüğümden İsmail'e de tavşanlık yaparak sahile çıktım. Benim
arkamdan biraz sonra Aslıhan çıktı.
Bu hafta ise, daha önceki yıllarda olduğu gibi, gurur duyduğumuz
Hakan Komutanımızın organize ettiği Poyrazköy yüzüşümüzü gerçekleştirdık. Bir gün önce, Hakan Komutanımızla, komutanın önerdiği
ikinci rota olan, Poyrazköy- eski cüzzam tedavi yerinin olduğu koya git-gel olarak planladık. Bu rota boğazda
ters akıntıya karşı yüzebileceğimiz, neredeyse tek rotaydı.
Poyrazköy Limanı'nın biraz ilerisinden yüzmeye başladık, deniz
dalgalıydı. Bir gün öncesinde hava, yağmurlu ve azcıkta fırtınalıydı. Neyseki yüzdüğümüz zaman hava düzelmişti. Üçüncü
körüden sonra, dalgalar gittikçe yumuşadı. Geldiğimiz koyda, deniz artık havuz gibiydi. Sonra geriye doğru yüzmeye
başladık. Uzun süre Hakan Komutan ile yüzdük. Üçüncü köprünün altına geldiğimiz zaman, ben iyice sağa kırıp, hızlıca
karaya çıktım. Sonra Umut ortadan geldi. Bende ortaya yüzüp, tekneye çıktık. Limanın içi temiz olmadığından çok
kısa mesafeyi tekne ile geçtik. Güzel bir gün geçirdik.
Sevgiler...
|
Fuat
| Gönderim Zamanı: 03 Aug 2026 Saat 11:14am
|
2026 Hyrox (1 Ağustos 2026, İstanbul)
Kendime ilan ettiğim "spor yılı"nın ikinci önemli yarışması, fitness
yarışması olan hyrox. Daha önce yazdığım, yarışmanın içeriğini tekrar açıklayayım: Yarış, sekiz kilometre koşu ve
sekiz fonksiyonel hareketten oluşmakta. Açık yaş ve profesyonel seçenekleri var. Ama benim yaş grubumda profesyonel
seçeneği yok. Yarış, bir kilometre koşu bir kilometre kayak (sky) ile başlıyor. Sonrasında sırasıyla bir kilometre
koşu, 50 metre 152kg kızak itme (sled push), bir kilometre koşu, 50 metre 103kg kızak çekme(sled pull), bir
kilometre koşu, 80 metre burpee uzun atlama (burpee broad jumps), bir kilometre koşu, 1000 metre kürek
çekme (rowing), bir kilometre koşu, 200 metre 2*24kg kettlebell taşıma (farmers carry), bir kilometre
koşu, 100 metre 20kg ile ileri lung (lunges) ile devam ediyor. Ve son olarak bir kilometre koşu, 100 tane
6kg duvara top (wall ball) atma ile bitiyor. Bu yarışmada bütün yük, daha çok vücudun alt kısmına
biniyor. Ayak ve bacakların kuvvetli olması gerekiyor. Benim ise en çok korktuğum, hem bu yarışmada
hem de triatlonda, dizlerimin hasar görmesi. Yarışmadan önce bir kere 8 fonksiyonel hareketi deneyeyim
dedim. Koşu yapmadığım ve aralarda dinlendiğim halde, bazı fonksiyonel haraketleri yapmakta zorlandım ve
hatta yarım bıraktım. Bunlar burpee uzun atlama, lung ve duvara top atma. Zamanımda çok kısa olduğundan,
bunları yalnız bir kere bile yapamadım. Durum pek parlak değildi. Diğer hareketlerde ise çok
zorlanmadım. Bir gün sonra gireceğim Kadıköy Sprint Triatlon Yarışı'nda da kesin bu yarışmanın negatif
etkileri olacaktı. İçimden hep "umarım sakatlanmadan bu yarışları atlatırım" diye geçiriyordum.
Son bir hafta kendime bir program
yapmıştım. Pazartesi sabah yüzdükten sonra, yukarıda yazdığım 8 fonksiyonel hareketi yapacaktım. Düşündüğüm
gibi olmadı, yapamadığım burpee uzun atlama, lung ve duvara top atmayı Salı ve Çarşamba yapıp bitirmek
istiyordum. Salı sabahı 8 kilometre koştum ve 100m ağırlıksız lung yaptım. Sağ ayağımın üst kısmında ağrı
oluştu. Yürümekte zorlandım, öğlen kara antrenmanına gittim, oradaki programı yaptım. Sağ ayağımın üst
kısmında ağrı biraz daha arttı. Duvara top atmayı yapacaktım artık vazgeçtim. Çarşamba sabah yüzdüm,
öğleden sonra 24 km bisiklete bindim ve ilk bisiklet kazamı yaptım. Gidon tutuşumu değiştireyim derken
gidona hakim olamadım ve bisiklet yolunun kenarında bulunan takoza çarpıp düştüm. Bisiklet hakimiyetim
ortanın biraz altı sayılır. Çocukken bisiklet kullanmayınca, çoğu şeyde olduğu gibi, sonradan kavramak zor
oluyor. Düştüğüm taraf araba yoluydu arkadan araba geliyordu ve durdu, bir şeyimin olup olmadığını
sordu. Sorun yok dedim. Yalnızca dizimden yaralandım. Kalkıp sürüşüme devam ettim. Bisikleti
bitirince, burpee uzun atlama yapacaktım, onu da yapamadım. Perşembe yalnız kara antrenmanı
yapacaktım, sağ ayağımın üst kısmındaki ağrı devam ettiğinden sonra ondan da vazgeçtim. Akşama
Aslıhan'ın doğum gününü kutladık. Cuma sabah yüzdüm, başka da bir spor yapmadım.
Cumartesi okula gelip yarış hazırlıklarını yaptım. Ertesi gün olacak Kadıköy Sprint
Triatlon Yarışı'nında gerekli olan malzemelerini (bisiklet, kask, vs) arabaya yerleştirdim (Bisikleti okuldaki odamda bırakıyordum).
Hyrox yarışı Bakırköy, İstanbul Fuar Merkezi'nde yapılacaktı. Okuldan, metroyla yarış alanına geldim. Kaydımı
yaptıktan sonra keşif için yarış alanını kolaçan ettim. Benim yarış zamanım saat 13:00'teydi. Yaklaşık bir saat
zamanım vardı. Bu sefer alana tekrar girerek bütün fonksiyonel hareket alanlarını iyice gözlemledim. Daha sonra
üstümü değiştirdim ve çantamı teslim ettim. Isınma alanına geldim ama bilerek hiç ısınmadım. Zaten koşuda ısınmaya
başlayacaktım. Enerjimi harcamadım.
Saat 13:0'e yaklaşırken başlangıç tüneline girdim. Tam
zamanında, yarış başladı. Galiba ya 10 dakika ya da 20 dakika ara ile dalga dalga yarış başlangıcı
yapılıyordu. İlk bir kilometreyi yavaş ve temkimli koşarak 6:43, ardından bir kilometrelik kayak çekmeyi
4:42 süre ile bitirdim. İkinci tur koşmayı 5:16, kızak itmeyi 2:37, üçüncü tur koşmayı 5:31, kızak çekmeyi
5:26, dördüncü tur koşmayı 5:37 süre ile bitirdim. Çekindiğim fonksiyonel hareketlere doğru gelmiştim: burpee
uzun atlamayı dikkatli yaparak 7:43 süre ile bitirdim. Beşinci tur koşmayı 5:52, kürek çekmeyi 5:02,
altıncı tur koşmayı 5:49, kettlebell taşımayı 2:18 ile bitirince ve sorun olmayınca biraz rahatladım. Yedinci
tur koşmayı 5:38 ile bitirdim ve sakatlanmaktan en korktuğum fonksiyonel hareket lunge geldim. Durarak çok
dikkatli bazende adımlarımı karıştırarak 7:51 süre ile bana göre en zorlu bölümü bitirdim. Son koşuyu 6:16
süre ile bitirdikten sonra duvara top atmayı durarak ve bitireceğimden emin olarak 10:36 gibi kötü bir
sürede bitirdim. Yarışmayı bir saat kırk üç dakikada (1:43:02) bitirmiştim. Beklediğimden çok fazlaydı
ama sorun olmadan bitirdiğim için çok mutluydum.
Bitirdikten sonra dinlenme alanında verilen ikramlardan yedim. Sonuç fotoğrafımı
da çektirerek, çantamı almaya gittim ve hemen üstümü değiştirdim. Sonlarda olduğumu düşünerek, telefonda sonuçlara baktığımda
birinci olduğumu gördüm. Birinci olmanın yanında, beni en çok mutlu eden şey sakatlanmamış olmamdı. Bir gün sonraki olacak
Kadıköy Sprint Triatlon Yarışı'na katılabilecektim. Madalya yerine bayrak veriliyordu. Kürsüde bayrağımı alarak, bir sonraki
günün planını düşünmeye başladım.
Sevgiler...
|
Fuat
| Gönderim Zamanı: 04 Aug 2026 Saat 08:35am
|
2026 Kadıköy Sprint Triatlon Yarışı (2 Ağustos 2026, İstanbul)
Bu yarıştan bir gün önce hyrox yarışını sorunsuz tamamlayınca, bu
yarışı da tamamlayacağımı anladım. Pazar sabahı 5:30'da uyanarak, yarış için gerekli bütün malzemeleri hazırladım.
Kendi yaptığım bir bardak dut suyunu içerek, abim Suat'ı almaya gittim. Sağolsun her iki triatlon yarışında da
bana büyük destek verdi. Beraber yarışın yapılacağı Caddebostan Sahili'ne geldik. Burada yüzme camiasından da
epey arkadaşı gördüm. Ayrıca İTÜ Triatlon Kulübü öğrencileriyle de görüştüm ve fotoğraf çektirdim.
Yarış belirtilen başlama saatinden biraz daha sonra başladı. Yüzme rotasını çok
kötü planlamışlardı. Denizin ortasındaki kayalık ile onun 2-3 metre ilerisine koydukları duba arasından geçmemiz gerekiyordu. Fakat
kayalık kısım tarafında, suyun derinliği 30 santimi buluyordu. Bu kısımı ayak vurmayarak, süzülerek geçtim. Ama yaralananlar
olduğunu duydum. Triatlonda benim için en rahat bölüm tabiki yüzme oluyordu. Yüzmeden sonra T1 kısmı hep uzun sürüyor. Çorabı,
koşma ayakkabısını giymek, kaskımı takmak çok zamanımı alıyor. Bisiklet bölümünü, yol düz (inişli çıkışlı değildi) olduğundan
daha rahat yaptım. Hemen hemen hiç vites değiştirmeden, büyük vitesde kullandım. Üç tur atarak, bisiklet parkurunu
bitirdim. Koşu bölümünü ise hiç yürümeden tamamlayabildim. Bu yarışta da en çok zorlandığım bölüm koşu oldu. Sürem 1:25:36.
Fotoğraflar için @kosanvizor 'a çok teşekkür ediyorum.
Sonuçları öğrendiğimde üçüncü olduğumu gördüm. Birinci çok fark
atmıştı. Bisiklet ve koşu süreleri görünmüyordu. Toplam süresine bakıldığında, T2, bisiklet ve koşu süresini 40 dakikanın
altında bitirmesi gerekiyordu ki bu da çok çok zordu. Sonraki listede diskalifiye olduğunu öğrendik. Birinci ile
aramdaki fark 42 saniyeymiş. Hemen kapatılacak gibi görünsede yarışırken hem zor hem de durumu bilmiyorsun. Ödül
törenini bekledikten sonra, artık dinlenmeye çekildim.
Üst üste farklı iki spor dalında yarışıp sorunsuzca bitirmek hoşuma
gitmişti. İki günü dinlenmeye ayırdıktan sonra, bu yarışlara girmeme sebep olan İstanbul Boğaziçi Triatlon Yarışı'na
hazırlanmam gerekiyordu.
Sevgiler...
|
|