| Sayfa:
|
Fuat
| Gönderim Zamanı: 19 Feb 2026 Saat 18:46pm
|
2026 TYF-Uluslararası Masterlar Kamil Köseoğlu Anısına Uzun Kulvar Yüzme Şampiyonası (Uzun Kulvar) (06-08 Şubat 2026, Adana)
Bu yılın ilk havuz yarışı Kamil Köseoğlu
anısına yapıldı. Kamil Abi'yi Galatasaray Ergun Gürsoy Olimpik Yüzme Havuzu'na teknik
destek için giderken tanıdım. Soyunma odasında bol bol sohbet etmiştik. Daha önce, yalnızca
yarışlarda görmüşlüğüm vardı. En son Singapur'da düzenlenen dünya yüzme şampiyonasına
gideceğinden bahsetmişti. Maalesef kısmet olmadı. Antrenman yaparken fenalaştığını
ve vefat ettiğini öğrendik. Yakınlarının ve yüzme camiasının başı sağolsun.
Bu yarışa okul programının yoğunluğundan
katılmak istemiyordum. Hulüsi'nin teklifi ve Kamil Abi'nin hatıratı için katılmaya
karar verdim. Çarşamba günü Hulüsi ile Adana'ya geldik. Kiraladığımız araba ile
önce, Adana'nın kuzey doğusunda ve 70km uzağında bulunan, Kozan İlçesi'nde yer alan Anavarza
Ören Yeri'ne gittik. M.Ö. 1. yüzyılda Romalıların geliştirdiği kent, ülkemizin
topraklarının ne kadar büyük tarihsel geçmişe sahip olduğunu, bir kez daha
bana gösterdi. Düzlükte kurulan kentin yanındaki Anavarza Dağı'ndaki
(tepede denebilir) Anavarza Kalesi'ni de gezmek için gözüme kestirdim.
Hulüsi'yi ikna ederek, kaleye doğru tırmanmaya başladık. Ara ara
vazgeçmekte istedim, ama Hulüsi'ye söylemedim. Yürüdükçe kolaylaşıyordu. Ben
çıkalım demeseydim, Hulüsi çıkmayacağını söylemişti. Nerdeyse 2100 yıl
önce insanların taşları oyarak merdiven oluşturduğu bu patika yoldan
yürümek bile insanı heyacanlandırıyordu. Kaleye çıkmak, beklediğimden
daha kolay oldu. Kalenin bazı noktalarından aşağı bakmak ürkütücüydü. Yükseklik
korkum depreşiyordu. Anavarza Ören Yeri'ni gezdikten sonra plan Adana'ya
35km uzaklıktaki Yılan Kalesi'ni gezmekti.
Anavarza Ören Yeri'ne giderken Yılan
Kalesi'ni arabadan görmüştük. Bu iki kale biribirlerinin görüş alanları içindeydi.
Anavarza'dan dönüş yolunda, yol haritasında (navigasyon) Yılan Kale'yi
işaretlediğimizde bizi Yılan Kale Köyü'ne götürdü. Köyde, bahçesinde çalışan kadına
kaleye nasıl çıkacağımızı sorduğumuzda, rotayı çok güzel anlattı. Saat 16:15
olmuştu. İyiki önce Anavarza Ören Yeri'ne gitmişiz. Saat 16:00'dan sonra (herhalde
kışın yazıyordu) arabayla yolun yarısına kadar gidilmesine izin veriliyormuş. Aksi
halde çok yürümemiz gerekecekti. Arabayı park ettiğimiz yerden kaleye kadar
tahtadan güzel bir yol yapılmıştı. Kaleye kadar çıkması rahat oldu. Fakat kalenin
içine girmek ve daha yükseklere çıkmak zorlayıcıydı. Ortaçağda Bizanslılar
tarafından yapılan bu kaleyi de gezdikten sonra kebap yemek için Adana'ya geri döndük.
Adana'da Çukurova Üniversitesi
Konukevi'nde kaldık. Yerleşim yeri olarak güzel bir alandaydı. Perşembe günü sabah
erkenden kahvaltımızı yapar Adana'nın içindeki tarihi yerleri gezeriz diye düşünmüştük. Ama
erken kahvaltı yapabileceğimiz yer yoktu. Şehrin içinde bir saat gezdikten sonra 8:45'de
kahvaltıya başladık. Keyifli ve bol sohbetli kahvaltıdan sonra, eski şehir bölgesine geldik.
Taş Köprü, Kazancılar Çarşısı, Yağ Camii, Ulu Camii ve yakın civarı gezdik. Bir gün sonraki yarışlara
hazırlanmak için yarışın yapılacağı havuzda antrenman yapmağa gittik. Havuzda çocukların antrenmanları devam
ediyordu. Bir iki kulvar ayırarak bizlerinde antrenman yapmasına olanak verdiler. Normalde
o saatte havuzun boşaltılması, masterlara ayrılması gerekiyordu. Havuzdan sonra, tekrar
kebap yemek için değişik kebabcıları denedik. Titiz biri olarak, temizlik konusundaki
hassasiyetimden dolayı zor anlar yaşadım😊. Kıllı ve çıplak ellerle yapılan salataları
görünce salata yemedim. Kebablar ateşte piştiğinden onları gözardı ettim😊. Müze Kebap
mekan konsepti ve temizliğiyle bizi rahatlattı.
Cuma günü, sabah Hulüsi'nin 200m kurbağa yarışı
vardı. Önce Hulüsi'yi havuza bıraktım. Sonra da Aslıhan, Eren ve kayınvalideyi havaalanından
almaya gittim. Onları da konukevine yerleştirdikten sonra Hulüsi'yi alarak kebapcıya
gittik. Hulüsi, öğleden sonra yapılacak olan 800m serbest yüzme yarışına, girmeyeceğini
dinleneceğini söyledi. 200m kurbağa yarışının kötü geçtiğini, kalelere çıkmaktan dolayı
bacaklarının çok ağrıdığını söyledi. İki gün bu bacak tutulmasını yaşadı. Benim de 800m
yarışım beklediğimden kötü geçti. Sürem bana göre çok kötüydü: 12:47.95. Havuz bana biraz
uzun gelmişti😊. Veya kebap yemekten, yüzemedik😊.
Cumartesi sabah seansında 200m karışık ve
akşam seansında 400m serbest yüzdüm. Derecelerim pek parlak değildi. 200m karışık 2:26.69
ve 400m serbest 6:10.14 ile yüzüldü.
Pazar günü sabah seansına, iki yarış
yazmıştım. 200m serbest ve 200m kelebek. Sırt ve Kelebek en kötü branşlarım olmasına
rağmen 200m kelebek yazmamım sebebi, kelebek rekorunu kırabilme umudumun olmasıydı. Giriş
listesinde gururumuz Ahmet Nakkaş'ın adını görünce yüzmeye gerek olmadığını düşündüm. Ama
sonra Ahmet Nakkaş ile aynı kürsüde olma gururunu yaşamak için katılabilirim diye
düşündüm. 200m serbest yarışında da iyice yorulunca bu düşüncemden vazgeçtim. Ahmet
Nakkaş'a 100 metreme yetişemeyeceğinizden dolayı yan kulvarınızda yüzmekten vazgeçiyorum,
rahat rahat yüzün espirisini yaptım. 200m serbest yarışımın sonucu da beklediğim
gibi değildi: 2:54.90. Yarışları tamamlayarak son kebabımızı yemek için
Seyhan Baraj Gölü'ne gittik.
Her günün kıymetli olduğu bu dünyada
bir haftasonunu da böyle geçirdik. Sonrasında yoğun bir tempoda özel ve iş hayatına
daldık, bunları yazmayada ancak zaman bulabildim.
Sevgi ve saygılarımla...
|
Fuat
| Gönderim Zamanı: 10 Apr 2026 Saat 06:42am
|
2026 İTÜ Halit Ayar Yüzme Yarışı (Uzun Kulvar) (04-05 Nisan 2026, İTÜ)
Bu sene, sevgili öğrencimiz Halit Ayar anısına
dördüncüsü yapılan "Halit Ayar Yüzme Yarışı" nda, "İTÜ Teknik Yüzme Kulübü" danışman
hocası olarak az da olsa katkılarım oldu. Tamamen öğrencilerimizin emeği ile gerekleşen
bu organizasyonda hemen hemen her aşamaya tanık oldum ve bazı konularda öneri ve görüşlerimi
bildirdim. Özellikle master yüzücülerinin beklentilerini ve nasıl bir yol izlenmesi
hakkındaki bilgileri aktardım. Ayrıca, kişisel tecrübe ve master yarışlarından edindiğim
bilgileri, öğrencilerimizle paylaştım. Geçen sene yarışmaya, İTÜ Master Yüzme Takımı olarak,
maddi ve manevi destekte bulunmuştuk. Bu sene, bu konuda bize, Yüzme İdman
Yurdu ve İTÜ TSD A.Ş. katkıda bulundular. Katkı ve emeklerinden dolayı Yüzme İdman Yurdu
kurucu ve baş antrenörü Taha Engin Hocamıza ve İTÜ Yüzme Koordinatörü Mehmet İnan Hocamıza çok
teşekkür ediyorum.
Organisazyondaki genç arkadaşlarıma manevi
destek vermek amacıyla, onlarla daha çok zaman geçirmek için, yalnızca iki yarışa katılmaya
karar vermiştim. Gelenekselleşmesini çok istediğim bu yarışmaya, ilk gün sabah seansında 100m
kurbağa ve ikinci gün akşam seansında son yarış olan 200m serbest yarışına katıldım.
Geçen sene iki günde, tek seans olarak
yapılan yarışlar, bu sene iki günde sabah ve akşam olmak üzere iki seansa yapıldı. Ayrıca
geçen seneden farklı olarak, her branşta ilk üç sporcuya madalya verildi. Geçen sene
puanlama sistemi vardı. İki yarışın puanlamasına göre ilk üçe girenlere madalya
veriliyordu. Yarış öncesi yaptığımız toplantılarda, bu işin altından da kalkabileceklerine
inandığımı söylemiştim. Touchpad olmamasından dolayı işlerin daha zor olacağını ve bu
yüzden zaman bakımından zorlanacağımızı bilmemize rağmen, yine de çok büyük bir sorun
yaşanmadı. İlk gün sabah seansında, hissedilmeyen bir telaşla yarışlar başladı. Herşeyin
yolunda olduğunu görünce üçüncü sıradaki yarış olan 100m kurbağalama yarışına, biraz
ısındıktan sonra katıldım ve grubumda birinci oldum. Daha sonra bayrak yarışları
yapıldı.
Öğleden sonra, açılış seremonisi yapılmadan
önce, İTÜ Teknik Yüzme Kulübü Başkanı Kenan Efe, Beni, Vural Kaptanı, Alper Beyi ve Yüzme
İdman Yurdu kurucusu Taha Engin Hoca'yı havuz kenarında ayırdığı sandalyeli yere gelmemiz
için anons etti. Ne için çağırdığına dair bir fikrim yoktu, meraklanmıştım, çünkü
beklemiyordum. Sağolsun bizlere de plaket yaptırmış ve orada Melike'nin (Halit Ayar'ın
kardeşi) elinden aldık. Kendisine, buradan da ince düşüncesi için teşekkür ediyorum. Daha
sonra, erkekler 200m karışık yüzme yarışında, rektörümüz Prof. Dr. Hasan Mandal Hocamız
geldiler. Önce tribünde birkaç seri yarış izledikten sonra, ilk üçe giren sporcularımıza
madalyalarını verdiler. Kendisi adına hazırlanan plaketi takdim ettikten sonra, hep
birlikte hatıra fotoğrafı çektirdik ve sonra da hocamızı uğurladık. Hocamıza geldikleri
için çok teşekkür ediyoruz. Bizim için çok anlamlı ve değerliydi.
Fotoğraflar için sevgili Hüseyin Çöl ve İnci Çelikbaş'a çok teşekkür ediyorum.
İkinci gün akşam seansında son yarış
olan 200m serbest yarışına katıldım. Grubumda, ikinci olarak yarışı tamamladım. Bayrak
yarışlarından sonra, bütün ekip hatıra fotoğrafı çektirdik. Yarışa çok emek vererek,
gerçekleştiren bu güzel ekibi canı gönülden kutluyorum. Hazırlıklar sırasında her daim
çalışan ve gayret gösteren Efe, Melike, Atınç, Egemen, Hüseyin, Zeynep, Ecesu, ..., hepinize
ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Seneye, daha da gelişmiş ve büyümüş olarak görmek
istediğim İTÜ Halit Ayar Yarışmasında görüşmek dileğiyle...
Sevgilerimle...
|
Fuat
| Gönderim Zamanı: 19 Apr 2026 Saat 08:33pm
|
2026 Kara Antrenmanları
Yüzmeye ve yüzme yarışmalarına
başladıktan epeyce bir süre sonra, sadece yüzmenin yeterli olmayacağını, mutlaka
kara antrenmanlarının yapılması gerektiğini öğrendim. 2018 yılının Ocak ayında
Kavacık'taki 11 Atletic spor salonunda, Merve Hoca'nın eşi Emre Aydoğan ile
kara antrenmanlarına Aslıhan'la beraber başladık. Ara ara Murat, Erşan ve
Mutlu hocalarla da antrenmanlar yaptık. 2021 yılında spor salonu
oturduğumuz yerden daha uzak yere taşınınca, gelip gitmesi çok zaman
almaya başladı. Ayrıca fiyat ve hizmet oranı aleyhimize dönünce bırakmaya karar verdik.
Evimizin yakınında uygun spor salonu
olmayınca, okul çevresinde spor salonu araştırmaya çalıştım. Yüzme takımından
Doğukan, Maslak Macfit'te müdürlük yapıyordu. Orada başlayabileceğimi söyledi. İzinde
olduğu zaman, telefon numarasını verdiği kişinin uzun süre geri dönüş yapmaması
üzerine oraya gitmekten vazgeçtim.
İnternette spor salonlarını
ararken "Darwin Fitness And Food"un web sayfasını gördüm. Spor salonuna gidip
Alican Hoca ile görüştüm. Amacım sabah erken saatlerde kendi hazırladığım
programı yapıp, oradan okula gitmekti. Alican Hoca'dan gerekli bilgileri
alıp, 2021 yılının Eylül ayında Darwin Fitness And Food spor salonunda
antrenmanlara başladım. Başladığım saatlerde grup antrenmanları da
yapılıyordu. Grup antrenmanlarının güzel hazırlandığını ve uygulandığını
görünce, kendi programımı yapmaktan vazgeçtim. Uygun günlerde 6:30
veya 7:30'da başlayan grup antrenmanlarına katıldım. Bu yıla kadar
sabah antrenmanlarına devam ettim. Okul derslerine ve yüzme antrenmanlarına
göre haftada iki veya üç gün kara antrenmanları yapıyorum. Bu sene
Aslıhan'ında daha fazla yüzmesi için, yüzme antrenmanlarımı üç güne
düşürdüm. Hafta içi Salı günleri ben, Perşembe günleri Aslıhan,
Cumartesi ve Pazar ise beraber yüzme antrenmanlarına gidiyoruz.
Eren'i salıları hariç her gün okula ben götürdüğümden kara antrenmanlarını
Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri 12:00'de yapıyorum.
Bu sene planlarım arasında
tekrar, "ilk ve son"lardan iki tanesini yapmak istiyorum. Birincisi Hyrox
İstanbul yarışmasına katılmak. Yarış, sekiz kilometre koşu ve sekiz
fonksiyonel hareketten oluşmakta. Açık yaş ve profesyonel seçenekleri
var. Ama benim yaş grubumda profesyonel seçeneği yok. Yarış, bir kilometre
koşu bir kilometre kayak (sky) ile başlıyor. Sonrasında sırasıyla bir
kilometre koşu, 50 metre 152kg kızak itme (sled push), bir kilometre
koşu, 50 metre 103kg kızak çekme(sled pull), bir kilometre koşu, 80
metre burpee uzun atlama (burpee broad jumps), bir kilometre koşu,
1000 metre kürek çekme (rowing), bir kilometre koşu, 200 metre 2*24kg
kettlebell taşıma (farmers carry), bir kilometre koşu, 100 metre 20kg ile
ileri lung (lunges) ile devam ediyor. Ve son olarak bir kilometre
koşu, 100 tane 6kg duvara top (wall ball) atma ile bitiyor. İkinci
yarış ise Uluslararası Boğaziçi Triatlonu. Parkuruna hayran kaldığım
bu yarışmaya katılmak için bu sene triatlon lisansı çıkardım. Geçen
seneler bu triatlona katılmak için başka triatlona katılmak şartı
koyduklarından belki bir triatlona da katılabilirim. Bu, Gelibolu
veya Eğirdir triatlonu olabilir.
Yapmak istediğim
bu sporların alt yapısını, Darwin Fitness And Food spor salonunda oluşturmaya
başladım. Darwin Fitness And Food salonunu kuran ve işleten İrem İrdem
ve Alican Umay mükemmel insanlar. Mesleklerini çok profesyonelce
yapıyorlar. Beş senedir, hiç yanlış hareketlerini görmedim. Samimiyet
ile disiplini, ilgi ile çalışkanlığı çok iyi dengeleyen bir
ekip. Ekip arkadaşları, Tugay Eyiol, Gökhan İlhan ve Yusuf Kanca
hocalarda aynı profesyonelliği sürdürüyorlar. Grup antrenmanların
çoğunluğunu da bu hocalarla beraber yapıyoruz. Yarışlara kadar
olan zamanda, yarışların temel iskeletini ve planını bu salonda
yapmış olacağım. Hocalarımız sağ olsunlar bu konuda da yardımcı
olacaklarını içtenlikle belirttiler. Umarım bir aksilik olmadan
bu yarışları tamamlarım. İki yarışıda katılmak konusunda çok istekliyim.
Mart ayının ilk yarısında,
grup derslerinden önce, salonda 15 dakika bisiklet sürmeye başladım. Sonraki
yarısında, 20 dakika bisiklet sürdüm ve 500m kayak (sky) çektim. Bu ay, yine
grup derslerinden önce, 25 dakika bisiklet 12km sürdüm ve 1000m kayak
çektim. Mayıs ayında 30 dakika bisiklet sürmek ve 1000m kayak çekmeyi
planlıyorum. Yavaş yavaşda koşmaya başlamak. Haziran ve Temmuz aylarında
40 dakika bisiklet sürmek, 1000m kayak çekmek, 1000m kürek çekmek, kızak
çekmek ve itmek ve diğer fonksiyonel hareketleri belirli bir program
çerçevesinde yapmayı düşünüyorum.
Bu arada bayağı malzeme
açığım var. Önce koşu ayakkabısı almam gerekiyor. Sonra ortanın bir tık üstü
yol (yarış) bisikleti ve kask almalıyım. Yarış içinde, gerekli olan yarış
giysileri. Aklıma gelmeyen veya bilmediğim daha başka bir şeylerde olabilir
Sonuç olarak kara antrenmanlarından, ne kadar
faydalandığım ve geniş bir yelpazeye açıldığım ortaya çıkıyor. Umarım uzun
yıllar (77 yaşına kadar düşünüyorum), aslında hızla geçtiği için kısa
diyebiliriz, sporla iç içe yaşarım.
Sevgiler...
|
Fuat
| Gönderim Zamanı: 03 Jun 2026 Saat 21:35pm
|
2026 Girit Adası (25-28 Mayıs 2026, Girit)
Burada genellikle yüzme faaliyetlerimle ilgili
yazılar yazıyorum. İçinde çok az olsada yüzme etkinliği geçen bazı tatillerimi de eklememin bir
sakıncası olmadığına karar verdim. Gerçi yüzme yarışmalarına katıldığımdan beri, tatillerimi
yarışmalara göre yapıyorum. Genellikle şehir veya ülke dışında olan yüzme yarışmalarında, ilk
bir iki gün yarışmaya girip sonraki uygun günleri gezmeye ayırıyordum. Aslıhan'ın anneanne
tarafı Girit'ten gelme. Annesi bayramda Girit'e giden bir tur ayarlamıştı. Hep beraber, 4 gün
3 gecelik tura katılacaktık. Kayınvalide vize için randevu alamayınca, yalnız biz gittik. 24
Mayıs Pazar günü sabahtan 10:00 civarı araba ile İzmir'e doğru yola çıktık. Rahat bir
yolculuktan, bir iki dinlenme ve Agora'dan da yazlık iki çift ayakkabı aldıktan sonra,
16:00 civarı Çeşmealtı'na geldik. Olga bizi, gece 2:30'da havaalanına bıraktı. 5:10 uçağı
ile Girit'e uçtuk. Yolculuk 40 dakika sürdü, sabah erkenden Girit'teydik.
Girit'in dört önemli şehri var. Bunlar Kandiye, Hanya,
Resmo ve Ayos Nikolaos'dır. Sabah, havaalınından tur otobüsleri ile Kandiye şehir merkezine
geldik. Burada bizim rehberimiz Papatya Hanım oldu. Girit'te daha çok Venedik ve Osmanlı'dan
kalan eserler var. Önce Osmanlı yapılarını yol boyunca yürüdüken sonra, Venediklilerin
yaptıkları Aslanlı Çeşme'ye (Morosini Fountain) geldik. Burada bir iki saate yakın serbest
saat verildi. Çeşmenin kenarında bulunan tarihi Kirkop Kaeteryası'nda, Girit'in ünlü bougatsa
tatlısını yedik. Sonra limana inerek Kule Kalesi'nin etrafında yürüdük. Daha sonrada Pazar
caddesinde yürüyüp, dondurmamızı yedik. Tekrar Papatya Hanım'la buluşma noktasında toplandıktan
sonra yakın çevredeki Venedik ve Osmanlı eserlerini gezdik ve sonra otobüsle kalacağımız
Glaros Beach Hotel'e geldik. Otelden genel olarak memnun kaldık.
Ertesi gün, kahvaltıdan sonra saat 8:30
civarında otobüslere binerek önce Resmo'ya gittik. Otobüs limanın yanındaki otoparka park
etti. Rehberimiz Papatya Hanım'la beraber limandan yürüyerek, Venedik ve Osmanlı eserlerini
gezdik (Rimondi Çeşmesi, Osmanlı Kız Okulu, Mikrasiaton Meydanı). Serbest zamanda, tekrar
buluşma saatine kadar (12:10) eski şehir bölsesi ve Venedik Kalesi'nin etrafını gezdim. Kalenin
içini görmek için yeterli zamanım olmadığımdan, hemen buluşma noktasına geldim.
Resmo'dan sonra ikinci durağımız Hanya'ya
13:30 civarında geldik. Hanya'da Canea Limanı'nın etrafındaki yerleri gezdik. Osmanlı'nın
Girit'e ilk girdiği şehir Hanya'ymış. Burada ilk olarak sıfırdan Hasan Paşa Cami'sini
yapmışlar. Genellikle adada, diğer camileri kiliselerden çevirerek yapmışlar. Daha sonra
öğle yemeği ve alışveriş için serbest zaman verildi. Sabah otobüslere binmeden önce Eren
kendi yaşına yakın Kerem ile arkadaş oldu. Anne babası Berat ve Gülistan ile turun
devamını, iki aile birlikte geçirdik. Öğlen yemeğini limanda beraber yedik. Eren ve
Kerem gezilerde ve otelde birbirlerinden hemen hemen hiç ayrılmadılar. Akşam 19:30
civarında oteldeydik.
Üçüncü gün, 9:15'te Ayos Nikolaos'a
doğru yola çıktık. Yolda Saint George Manastrı'nda durarak etrafını gezdik. Yol
çalışmalarından dolayı, daha çok köy yollarını kullanarak Ayos Nikolaos'a yaklaştık. Önce
kuzeye doğru gittik ve oradan tekne ile Spinalonga Adası'na geldik. Spinalonga Kale'sinin
içini gezdik. Kale Venedikliler tarafından inşa ediliyor. 1700'lü yıllarda adayı Osmanlılar
alıyor. 1900 yıllarda ise ada cüzzamlıların tecrit edildiği bir yer haline getiriliyor. Oradan
tekrar geri dönerek Ayos Nikolaos'a geldik. Liman civarına gelip biraz bilgi aldıktan
sonra, saat 17:00'ye kadar serbest zaman verildi. Yemek ve kahveler (ben Aperol) içildikten
sonra kısa bir gezinti yaptık. Otele döndüğümüzde daha güneş batmamıştı. Eren ile Kerem
havuzda keyifli zaman geçirdiler.
Girit'e geldiğimizden beri deniz çalkantıydı. Neyse
ki son gün deniz çarşaf gibiydi. Sabah erken kalkarak deniz kenarına geldim. Yaşları benden büyük iki
çiftte denize giriyorlardı. Yaklaşık yarım saat yüzdüm. Sonra hep beraber kahvaltı yaptık ve valizlerimizi
topladık.Son günümüzde antik kent Knossos Sarayı'na
gittik. Knossos, Kandiye'nin kuzeyinde bulunuyor. Knossos, M.Ö. 3500 yıllarına dayanan
Minos (Girit) Uygarlığının başkenti olmuştur. Tiyatroya benzeyen alçak basamaklı taş
yollar ve labirent gibi yapılmış odalardan oluşan görülmeye değer bir antik kent. Gittiğimize
değdi. Oradan Archanes Köyü'ne gittik ve daha sonrasında da havaalanına geldik. Akşam 19:30
civarı İzmir'deydik.
Çeşmealtı'nda üç gün kaldık. Aslıhan'ın
kardeşinin aileside bir gün sonra geldi. Beraber zaman geçirdik. Geleceğimiz günün sabahı
Çeşmealtı'nda da deniz çok güzel olunca, yaklaşık bir yarım saatte orada yüzdüm. Kahvaltımızı
yaptıktan sonra kayınvalideyide alarak İstanbul'a doğru yola çıktık.
Sevgiler...
|
|