
Hava kararmıştı ancak dolunayın aydınlığı bulutların arasından bir şekilde sıyrılıp yolumu aydınlatıyordu. Google Earth’e güvenerek daha kestirme olduğunu düşündüğüm ormanın içinde bulunan bir toprak yolda yokuş çıkmaya çalışıyordum. Yolun gittikçe çamurlaşması ise hem tedirginlik yaratıyor hem de yürüme hızından bile yavaş bir hızla yol almama neden oluyordu. Yol gittikçe ıssızlaşıyordu. Bir müddet sonra, ormanlık araziden çıktım ve görüş alanım ağaçların yokluğuyla arttı.


Uzaklarda köy ve şehirlerin ışıkları görünüyordu ancak yol da gittikçe kötüleşiyordu. Bir anda “Tak!” diye bir ses duydum ve arka vitesim çamur yüzünden tekerin içine girip tekeri kitledi. En son isteyeceğim şeylerden birisi başıma gelmişti. Artık bisikleti iterek ilerlemekteydim.


Bir süre sonra karşıda bir ışık belirdi. Yaklaştığımda ise çamurun içine batmış arabayı çıkarmaya çalışan insanlar olduğunu anladım. Logo Hemşerim, yardım eder misin? Arabamız çamura battı.


Bisikleti bir kenara bırakıp yardım etmeye gittim. Ancak çok kötü bir şekilde çamura batmıştı. Tüm uğraşlarımıza rağmen çıkmıyor hatta daha da çok batıyordu. Arabayı çektiğimiz telin kopması ve başka bir arabaya bağlayıp çekmeye çalışırken çeken arabanın da çamura batması işi daha da zorlaştırdı.


Daha fazla zaman kaybetmeyip yokuşun ne zaman biteceğini sorduktan sonra yoluma devam ettim. Az önceki yaşadıklarımla birlikte rüyada olmadığıma kendimi inandırmakta zorluk çekiyordum.


Bir yanda bunları düşünürken son tepeye ulaştım. Yerçekiminin bunca zamandır yaşattığı zorluğa rağmen artık lehime etki edeceği noktaya ulaşmak iyi geldi. Sarıcakaya ilçesine kadar tek yapmam gereken virajlarda yavaşlamak oldu.






Category: Cycling